Medusa
Başları
Yerebatan Sarnıcı’nın kuzeybatı köşesinin derinliğinde, sığ suda sütunları sessizce taşıyan iki anıtsal Gorgon başı durur. Kökenleri ve alışılmadık yerleşimleri İstanbul’un en çarpıcı arkeolojik bilmecelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Kabartmalar

Yan Yatık Medusa
Standart bir sütun gövdesinin altına yan olarak yerleştirilmiştir. Derin oyulmuş işçilik, buraya getirilmeden önce geç Roma dönemine ait anıtsal bir yapıdan geldiğini düşündürür.

Ters Duran Medusa
Tümüyle baş aşağı yerleştirilen bu ikinci Gorgon başı, ilkinin yanındaki sütunu taşır. Bu ters duruş, yüzyıllardır süren tahminleri besleyen bilinçli bir yapısal tercihtir.
Bakış Açıları ve
Kuramlar
Medusa başlarını anlamak; tarihî belgeler, arkeolojik pratiklik ve süregelen yerel efsaneler arasında gidip gelmeyi gerektirir.
Antikçağdan Devşirme
Medusa başları, daha eski yapı malzemesinin ya da bezeme heykelinin yeni bir anıtta yeniden kullanılması demek olan spolia’nın en iyi örneklerindendir. İmparator I. Justinianus döneminde (MS 527–565) inşa edilen sarnıçta, çoğu imparatorluğun dört bir yanındaki yıkık tapınaklardan toplanmış 336 mermer sütun kullanılmıştır. Başlar, zemin kotunun düştüğü kuzeybatı köşesindeki belirli bir yapısal ihtiyacı çözmek üzere inşaatın sonlarında getirilmiştir.
Pratik Mühendislik
Arkeologlar, başların yan ve ters duruşunun batıl inançtan değil mühendislik pratiğinden kaynaklandığında büyük ölçüde hemfikirdir. Bloklar bambaşka bir mimari bağlam için yontulmuştu. Kaide olarak yeniden kullanılırken döndürülmeleri, sütunların ve üstteki tonozlu tuğla örtünün yükünü taşıyacak en düz ve en dengeli yüzeyi veriyordu; bezemenin yönü hiç hesaba katılmadı.
Bakışı Etkisiz Kılmak
Yerel anlatıya ve klasik mitolojiye göre Gorgon Medusa’nın bakışı, ona bakanı taşa çevirirdi. Yaygın efsane, Bizanslı ustaların bu ölümcül bakışın gücünü kırmak, sarnıcı ve suyunu kara büyüden korumak için başları ters ve yan yerleştirdiğini söyler. Hoş bir anlatı olsa da bu kuram, Bizans mühendisliğinin pratik doğasıyla çelişir.